Son yıllarda yaşanan zorlu süreçlerin ardından iyice yıpranan ülkemiz bundan tam bir yıl önce seçime gitti. 14-28 Mayıs seçimlerinde en önemli gündem maddesi ekonomiydi. Mevcut hükümetin ekonomi politikası büyük bir kesim tarafından onaylanmasa bile, seçmen bir şans daha tanımaya karar verdi. Mevcut hükümet seçimi kazandı ama ekonomi yönetimi değişti ve yeni ekonomik politikalar açıklandı.

“Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülen bir Türkiye ekonomisi, özlediğimiz refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır.” -Mehmet Şimşek
Ekonomi yönetimine çoğunlukla piyasa ve sektörün tanıdığı, güvenilir olduğu düşünülen yöneticiler geçti. Hafize Gaye Erkan Merkez Bankasının ilk kadın başkanı oldu. Cevdet Yılmaz cumhurbaşkanı yardımcısı ve Mehmet Şimşek Maliye Bakanı görevlerine geldi. Yeni yönetimin attığı ilk adım “rasyonel politikalara dönüş” oldu. Yani yeni ekonomi yönetimi geçmişte izlenen politikaların mantıklı ve ülke çıkarlarına uymadığını düşünüyordu. Başta faiz politikası gibi yanlış kararlar ülke ekonomisini çıkarması zor bir noktaya getirmişti. Yeni ekonomi kadrosuna aradan bir yıl geçmesine rağmen hala şüpheyle yaklaşanların sayısı oldukça fazla. Ama yurtdışındaki güvenimiz geçmişe kıyasla daha yüksek durumda. Bu da devam eden politikaların işe yaradığını gösterir diyebiliriz.. Sahiden, diyebilir miyiz?
Faiz Artışları
Merkez Bankası yeni başkanı Hafize Gaye Erkan ile birlikte yeni Merkez Bankası yönetimi hızla faiz arttırdı. Yeni yönetim, enflasyonla mücadele etmenin yolunun sıkı para politikası uygulamaktan geçtiğini savundu. Göreve geldiğinden beri politika faizini arttırdı ve bu yönde söylemler ile piyasayı yönlendirdi. Bu şekilde politika faizi %15 ile başladığı noktadan bir yıl sonra tam %50 seviyesine ulaştı. Lakin bu sıkılaşma yeterli gelmemiş olacak ki enflasyon oranı düşmek bir yana, yükselmeye devam etti. Ve nisan ayında neredeyse yüzde 70 seviyesine çıktı. Bu demek oluyor ki enflasyon ile politika faizi arasında 20 puanlık bir fark bulunuyor. Enflasyonun neden hala düşmediğine dair yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.


Vergi Düzenlemeleri
Ekonomik sıkılaşmanın bir diğer ayağı ise Mali sıkılaşmadan geçiyor. Bu; daha az kamu harcaması ve daha yüksek vergiler anlamına geliyor ki zaten son bir yılda yaşadığımız buydu. Ele alınan ilk konu Türkiye’yi gri listeden çıkarmaktı. Gri liste; kara para aklama, terörün finansmanı, kaçakçılık gibi bir çok yasadışı konuda şeffaf olmayan ülkelerin yer aldığı bir listedir. Türkiye 2021 yılında listeye girdi ve gelişmeler sonucunda 2024 yılında gri listeden çıkma sürecimiz tamamlanmak üzere. Bu konu önemli çünkü; dış ticaret, dış finansman, yatırım çekme gibi bir çok konuda ülkemizin güvenini sarsan en önemli faktörlerden birisi. Haliyle bu da refah düzeyimizi olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Son bir yılda yaşadığımız en önemli gelişme ise vergiler konusunda oldu. Önce KDV oranları arttı, sonra MTV 2023 yılı için ikinci kez alındı. Bu yıl ise vergi kaçaklarına karşı önlem almak adına, POS cihazlarıyla ve IBAN yoluyla ödeme alarak vergi kaçıranlara sıkı denetim ve ağır cezalar geldi. Kurumlar vergisi oranı arttı, banka ve finans kurumları için daha yüksek bir orana çıktı. Vergi matrahlarında düzenleme yapıldı, en üst dilimdeki vergi oranı arttı.1
Tasarruf Önlemleri
Maliye Bakanı, 13 Mayıs tarihinde açıklanan Kamuda Tasarruf Paketi ile devlet harcamalarında sıkılaşma sözü verdi. Kurallara uymayan kamu kurumlarının ise cezalandırılacağını belirtti. Pakette öne çıkan konular şu şekilde; 3 yıl süreyle yeni araç alma ve kiralama yapılmayacak, yeni hizmet binası alımı ve yapımı durdurulacak, istihdam emekli olanlarla sınırlandırılacak, personel servisi hizmeti toplu taşıma olan yerlerde bitecek, yönetim kurulu ücretlerinde üst sınır olacak, yabancı menşeli araçların kullanımı yasaklanacak. Ayrıca deprem harcamaları hariç mal ve hizmet alım ödeneklerinde yüzde 10, yatırım ödeneklerinde ise yüzde 15 kesintiye gidilecek.2
Açıklanan paket ile 100 milyar lira tasarruf yapılacağı ön görülüyor. Lakin 1 yıldır açıklanan neredeyse hiç bir tedbir kamuoyunu tam olarak tatmin edemedi. Herkes önlemlerin yetersiz ve ciddi olmadığını düşünüyor.3
Etkiler
Faiz politikası, vergi politikası, tasarruflar, gelişmeler ve değişmeler sonucunda şuan ne durumdayız? Yeni ekonomi yönetimi öncelikli hedefini enflasyonu düşürmek olarak belirlemişti. Bugün geldiğimiz noktada enflasyon yüzde 69,90 olarak yılın en yüksek seviyesinde bulunuyor. Merkez Bankasının yıl sonu tahmini ise yüzde 38. Açıklamalara göre ancak 2026 yılında tek haneli enflasyona ulaşabileceğiz. Enflasyonun mayıs ayında zirve yapacağı ve ardından düşüşe geçeceği söyleniyor. Bunu ise yaşayarak göreceğiz.
Vergi kaçaklarıyla mücadele, vergi oranlarının arttırılması ve açıklanan tasarruf paketlerine rağmen 2024 yılı için 2 trilyon 700 milyar liralık bütçe açığı bekleniyor. Ocak-Mart arası dönemde ise bütçe tam 500 milyar lira açık verdi. Ekonomi ve sayılarla arası iyi olmayan birisi için bunlar idrak etmesi zor sayılar. Ama bütçelerin halktan toplanan vergilerle finanse edildiğini aklınızdan çıkarmayın.
Faiz artışları ile yerli paranın değer kazanmasını bekleriz lakin geçtiğimiz bir yılda bu gerçekleşmedi. Seçim sonrası 20 lira seviyelerinde olan döviz kuru, 14 Mayıs itibari ile 32,27 seviyesinde bulunuyor. Bizim gibi üretim yapmak için dışarıya bağımlı olan ülkelerde döviz kurunun yükselmesi olumsuz etkiler yaratabilir. Dövizin hızlı yükselişi cari açığın büyümesine ve enflasyonun yükselmesine sebep olabilir. Doların bu yüksek seviyesine rağmen piyasa yorumcuları doların olması gerektiği kadar yüksek olmadığını belirtiyor. Yani sıkılaştırıcı politikalara rağmen yükseliş kolay kolay durmayacak gibi.



