Para Olarak Dev Taşlar Kullanmak: Yap Adası’nın Gizemi

İnsanlık tarihi boyunca ticaret yapmak, servet biriktirmek gibi bir çok amaca ulaşmak için para adı verdiğimiz varlıklara maddi değerler atfettik. Uzun bir süre takas sistemini kullandıktan sonra karşılaştığımız zorlukları aşmak için ilkel paralar geliştirdik ve işimiz kolaylaştı. Bugün sahip olduğumuz paralar zaman içinde bir çok değişime uğradı ve dünyanın çeşitli yerlerde farklı şekiller aldı.1

Farklı para birimlerinin tarihlerini incelemek ve hikayelerini dinlemek bize banka hesabımızdaki rakamlar hakkında bir çok şey öğretebilir. Bugün Pasifik Okyanusunda bulunan Mikronezya Federal Cumhuriyeti’nin bir eyaleti olan Yap Adasına gidiyoruz. Bu ada ve yerli halkı, 20 yüzyılın başlarına kadar para olarak kullandığı oyulmuş taşları ile meşhur.

Rai Taşları

Yap Adası’nın yerli halkı uzun yıllar boyunca çeşitli amaçları gerçekleştirmek için para birimi olarak Rai adını verdikleri taşlar kullandılar. Bu para birimi, adada bolca bulunan kireçtaşını yuvarlak biçimde oyarak ve ortasına bir delik açarak üretiliyordu. Taşların boyutları 3 cm ile 3,6 metre arasında değişiyordu. Keşfedilen en büyük taş ise 50 cm kalınlığında ve tam 4 ton ağırlığındaydı. Bugün ada üzerinde 6 bine yakın Rai taşı bulunmakta. Bir miktarı ise dünyanın farklı yerlerindeki müzelerde sergilenmekte.

Değeri ve Kullanımı

Yap halkı bu taşlara büyük bir değer verdiler ve önemli törenlerde hediye olarak kullandılar. Büyük taşların yerini değiştirmek zor olduğu için, taşları fiziksel olarak taşımak yerine, sahipliği ortak bir sözlü kabule dayanıyordu. Yani herkes hep aynı yerde duran belirli bir taşın sahibinin kim olduğunu bilirdi. Taşın yeni bir sahibi olduğunda taşı kaldırıp nakletmek ile uğraşmaz, onun yerine herkesin bunu bilmesini sağlardı. Birçok modern ekonomist, Rai taşlarını paranın bir formu olarak kabul eder. Ayrıca, bu örneği “paranın sadece insanların değer atfettiği için değerli olduğu” fikrinin bir kanıtı olarak görürler.

Rai taşları geçmişte ve bugün dahi; evlilik, miras, siyasi anlaşmalar, ittifak göstergesi, savaş esiri fidyesi gibi çok çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Birçoğu buluşma alanlarına, köyün önemli yerlerine ve yol kenarlarına yerleştirilirdi. Her bir taşın algılanan değeri; boyuta, işçiliğe ve taşın geçmişine bağlıydı.

Rai’ler ve Modern Ödeme Sistemleri

Ada yaşamındaki sıradan bir günde, yerlilerden birine ait olan büyük bir taş deniz üzerinden başka bir adaya taşınırken kaza sonucu suya düşmüş. Taş bir daha bulunamamış olsa bile tüm yerliler taşın suyun dibinde olduğunu ve hala sahibine ait olduğunu kabul etmişler. Bu şekilde, denizin dibindeki taş oradan çıkarılmadan bile insanlar arasında el değiştirmeye devam etmiş.

Nobel ödüllü Ekonomist Milton Friedman, bu anlayışın tıpkı günümüzdeki merkez bankası sistemindeki altın ödeme yöntemine benzediğine dair bir makale yayınladı. New York Merkez Bankası, farklı ülkelere ait altınları birinden diğerine aktarırken, bu altınlar yine aynı kasanın içinde kalmaya devam ediyordu. Çünkü aktarıma dahil olan ülkeler altınlarını aynı yerde farklı hesaplarda tutuyorlardı.

Merkez bankası altınları, kripto paralar, NFT gibi modern finansal sistemler çoğunlukla bu esasa göre işler. Maddi değere sahip varlıkların fiziksel olarak yer değiştirmesine gerek kalmadan, blockchain gibi yöntemler kullanılarak sahiplikleri kaydedilir. Zaten varlıklar dijitalleştiği için fiziksel olarak yer değiştirme imkanları da ortadan kalkmış oluyor. Tıpkı Rai’ler gibi, aynı kasada ya da aynı yazılımın içinde yer alan finansal varlıklar fiziksel olarak yer değiştirmiyor. Onun yerine transfer işlemleri dijital ortamda kayıt altına alınıyor ve sahiplikleri herkes tarafından kabul ediliyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top