Risk, Belirsizlik Ve Ekonomik Kararlar: 12 Kızgın Adam Film Analizi

Giriş

12 Kızgın Adam, Reginald Rose tarafından yazılan bir mahkeme salonu dramıdır. 1957 yılında Sidney Lumet yönetmenliğinde film olarak uyarlanmıştır. Hikaye, bir grup jüri üyesinin cinayetle yargılanan bir gencin suçlu olup olmadığını tartışmasıyla ilgilidir. Hikaye beyaz perdeye taşındıktan sonra dünyanın dört bir yanındaki toplumlara geniş çaplı etkilerde bulunmuştur. Film altyapısı: sosyal, psikolojik, davranışsal, ekonomik, felsefi ve hukuki bir çok alanla ilgilidir. Bu yüzden gösterime girdiği günden bu yana neredeyse tüm sosyal bilimler için bir inceleme sahası olmuştur. Filmin yarattığı çeşitli toplumsal etkileri araştırarak bulabilirsiniz. Bu yazıda biz, filmin sosyoekonomik bir analizini yapacağız. Dikkat! Bu yazı hikaye hakkında spoiler içermektedir. Filmi izledikten sonra bu yazıyı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Karakterler

Film için değinilmesi gereken en önemli nokta kesinlikle karakterler. Çünkü bütün film küçük bir odada geçiyor ve müzikler gibi diğer unsurlar ön plana çıkartılmamış. Bu tabi ki de bilinçli bir seçim zira tüm olay odadaki 12 jüri üzerinden dönüyor. Her jüri farklı geçmişlere ve farklı sosyal statülere sahipler. Bu da konuşma ve düşünme şekillerini oldukça etkiliyor.

Jüri 1

12 kızgın adam jüri 1

Kendisi spontane bir şekilde grubun lideri haline gelmiştir. Sakin ve uzlaşmacı bir karaktere sahiptir. Bir lisede futbol antrenörüdür.

Jüri 2

12 kızgın adam jüri 2

Sessiz ve pısırık bir banka memurudur. Tartışma esnasında sürekli bastırılır ve sözleri pek ciddiye alınmaz.

Jüri 3

12 kızgın adam filmin kötüsü

Asabi ve zorba tavırlı bir işletme sahibidir. Tartışma boyunca sürekli alevlenir ve öfkesi yüzünden sıkça hata yapar.

Jüri 4

12 kızgın adam jüri 4

Soğukkanlı ve mantıklı hareket eden bir borsa simsarıdır. Kararlarını yalnızca analitik sonuçlar doğrultusunda alır ve sezgileri arka planda tutar.

Jüri 5

Hemşire olarak çalışır ve çocukluğunu tehlikeli bir gecekondu mahallesinde geçirmiştir. Bu da onu sosyal olarak dezavantajlı gruplara karşı daha duyarlı yapmış.

Jüri 6

Sert ama ilkeli bir kişiliğe sahiptir. Geçimini boyacılık yaparak sürdürür. Özellikle yaşlı insanlara ve geleneklere saygılıdır.

Jüri 7

12 kızgın adam jüri 7

Ağzı laf yapan, ciddiyetsiz bir satışçıdır. Diğer jürilerin aksine tek derdi erkenden sonuca varıp beyzbol maçı izlemeye gitmektir.

Jüri 8

12 kızgın adam ana karakter

Hikayedeki ana karakter, “suçlu değil” oyunu veren ilk kişi ve adaletin yerini bulmasını çok önemseyen bir mimardır.

Jüri 9

Kendisi yaşlı bir adamdır ve masada bulunanlar arasında fikrini ilk değiştiren kişidir. Tecrübesi sayesinde bir çok yararlı bilgi sunar ve çocuğun suçsuz olduğunu savunur.

Jüri 10

12 kızgın adam jüri 10

Irkçılık ve nefretle yoğurulumuş bir karaktere sahiptir. Sürekli sesini yükselterek diğer sesleri bastırmaya çalışır. Herkes ona sırtını dönene kadar çocuğun suçlu olduğu yönünde oy kullanmıştır.

Jüri 11

Avrupa göçmeni bir saatçidir. Demokrasi ve adalet gibi kavramlara çok önem verir ve adaletin yerini bulması için ilkeli olunması gerektiğini savunur.

Jüri 12

Silik kişilikli ve kolayca manipüle edilebilen bir reklamcılık uzmanıdır. Tartışma boyunca sık sık fikrini değiştirir ve olaya gereken ciddiyeti göstermez.

Olay

On iki mahkeme jürisi, öz babasını öldürmekle suçlanan bir gencin kaderini belirlemek için bir odada toplanır. Çıkacak karar ancak tüm jüri üyeleri aynı yönde oy verirse geçerli olacaktır. Bu yüzden tartışarak ortak bir sonuca varmaları gerekir. Lakin herkesin odaya toplanır toplanmaz hızlı bir şekilde oylama yapmak istemesi aslında tartışmaya pek açık olmadıklarını bize gösteriyor. Bunun sebebi ise, mahkemede su götürmez kanıtların sunulması ve sanığın kesinlikte suçlu olduğunu düşünmeleri. Zaten bu jüri üyeleri haftalardır mahkeme salonunda olayları takip etmekten yorulmuştur ve bir önce kararın kesinleşmesini isterler. Karakterlerinin bu görevi isteyerek almamaları ise bir ahlak sorununa sahip olmalarına neden olur. Çünkü jüri hizmeti bir vatandaşlık görevidir ve mahkeme çağırdığı an kabul etmek zorunludur. Karakterlerin bundan yakındığını film içinde çok kez duyuyoruz. Bir çoğu adaletin yerini bulmasını önemsemekten çok kendi dertlerine düşmüşlerdir.

Sosyokültürel Açı

Sanık koltuğunda oturan genç, babasıyla beraber yaşamaktadır ve sağlıklı olmayan bir ortamda büyümüştür. 10 numaralı jüri sürekli gencin yetiştiği kültüre atıfta bulunur ve ona güvenilmemesi gerektiğini savunur. Jüri 8 ise çocuğun sürekli itilip kakıldığını, hayatı boyunca ezildiğini söyler. Hatta kendi avukatı bile savunma için yeterince çaba göstermemiştir. Babasından yediği bir tokadın onu cinayet işlemeye itecek kadar etkilemeyeceğini düşünür.

12 Kızgın Adam filminde, karakterlerin isimlerini bile bilmezken, ne iş yaptıklarını ve nasıl bir geçmişe sahip olduklarını biliyoruz. Bu kesinlikle kasıtlı bir şey zira her jüri üyesi toplumun farklı bir kesimini temsil ediyor. Aynı odada; yüksek gelire ve eğitime sahip karakterlerin aksine düşük eğitim düzeyine ve düşük gelir seviyesine sahip karakterler de bulunuyor. Ayriyeten orta direk diyebileceğimiz bir ara sınıf da var. Karakterlerin sahip oldukları bu farklı İnsanı Sermayeler onların karar alma sürecindeki yaklaşımlarını ve önyargılarını belirliyor. Tartışmaya yön verenler ve daha cesur olanlar üst sınıf karakterler iken, alt sınıf karakterler daha silik kalıyor. Jüri üyelerinin ekonomik durumları arasındaki uçurum ise, adaletsizlik ve eşitsizlik konularını vurguluyor. Jürilerin kararlarını etkileyen bu faktörler, ekonomide gelir dağılımı teorileri ile alakalıdır.

Karakterlerin tamamı farklı kültürel altyapılara sahip olsalar bile ortak noktaları da vardır. Çoğunluğu orta yaşlı, beyaz, Amerikalıdır. İronik bir şekilde jüri odasındaki kadınlar tuvaleti sık sık göze çarpar lakin odada hiç kadın jüri üyesi yoktur. Ayrıca en başta 8 numaralı jüri hariç tamamı kararını vermiş ve olayı kapatmaya hazırdır.

Mantıklı Şüphe

12 Kızgın Adam filmindeki en önemli kavram kesinlikle “mantıklı şüphedir.” Özellikle hukukta çok önemli bir yere sahip olan bu kavram, kesin bir karara varılırken makul bir şüphenin ortada olması gerektiğini ifade eder. Suçluluğun veya masumluğun iddiası çok güçlü ve şüpheye yer bırakmayacak kanıtlar sunmalıdır. Aksi takdirde iddia yeterince destekli değildir ve şüpheye açık olur. Karakterlerin fikirlerinin değişmesindeki en büyük etken bu kavramdır. Sanık koltuğundaki çocuğun suçlu olduğunu düşünen her karakter farklı bir kanıta dayanmaktadır. Bu kanıtlar üzerinde şüpheler oluştukça dayanacakları bir zemin kalmaz ve kararlarını sorgulamak zorunda kalırlar.

3,7 ve 10 numaralı jüriler de ise durum farklıdır. 3 numaralı jüri kararını tamamen kendi oğluyla olan sorunlarına dayandırmaktadır. Vicdanen kendi evladını cezalandırmak için sanık koltuğundaki gencin cezaya mahkum olmasını savunur. Karşısına koyulan her şüpheye saldırgan bir tavırla yaklaşır ve asla kabul etmez.

7 numara ise çok bencil bir psikoloji içindedir. Bir an önce oradan ayrılıp bilet aldığı beysbol maçına gitmek ister. Başta suçlu oyu vermesine rağmen zaman geçip oylar eşitlendiği zaman eşitliği bozar ve oyunu değiştirir. Bu karar gerçek fikri değildir. Tek amacı oradan en hızlı şekilde ayrılmaktır. Bu hareketi ise 11 numaralı jüri tarafından öfkeyle karşılanır.

10 numaralı jürinin sanık genç hakkındaki kararını tamamen önyargıları yönetir. Sanık bir gecekondu mahallesinde büyüdüğü için onu aşağılar ve suça eğilimli olduğunu düşünür. Ayrıca ona göre bu insanların hepsi birbirine benzer ve yalancıdırlar. Bu bakış açısı Jüri 10’un dışlanmasıyla sonuçlanır.

Karar Teorisi

Filmin başında Jüri 8, suçlu sanığın masumiyetinden şüphe duyan tek jüri üyesidir. Diğer jüri üyeleri, çoğunluğun kabul ettiği suçluluk kararını desteklemektedirler. Ancak Jüri 8, kendi vicdanına ve adalet duygusuna dayanarak, suçlu sanığın masum olabileceğini savunur. Bu durum, bireyin gücünü ve sorumluluğunu sergiler çünkü Jüri 8, diğer jüri üyelerini ikna etmek için kendi inancını ve değerlerini kullanır. Aynı zamanda, diğer jüri üyeleri de kendi güçlerini ve sorumluluklarını karar alma sürecinde gösterirler. Bazıları, grubun kabul ettiği karara uyum sağlayarak güçlerini grup normlarına uygun şekilde kullanırken, diğerleri kendi vicdanlarına ve değerlerine göre hareket ederler.

Bu örnek, Davranışsal Ekonomi ve Karar Teorisi çerçevesinde bireylerin karar alma süreçlerini ve bu süreçteki güç dinamiklerini anlamak için önemlidir. Bireylerin kendi sorumluluklarını ve güçlerini nasıl kullandıkları, karar alma sürecinin sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir. Bu da adaletin sağlanması ve toplumsal değişimin gerçekleşmesi açısından önemlidir. 12 Kızgın Adam filmi bu yol ile bize çok çarpıcı örnekler sunar.

Oyun Teorisi

Oyun teorisi, karar alma süreçlerindeki çıkar çatışmalarını ve işbirliği olanaklarını analiz eder. 12 Kızgın Adam filmindeki jüri üyeleri arasındaki çatışmaları, bu teorinin prensipleriyle anlamak mümkündür. Örneğin, filmin başında, suçlu sanık hakkında çıkacak olan kararın ciddi sonuçları olduğunu anlarız. Her jüri üyesi, kendi kişisel inançları ve deneyimleriyle bu kararı vermeye hazırdır. Ancak, karar sürecinde farklı görüşler ortaya çıkar ve jüri üyeleri arasında çıkar çatışmaları ve görüş ayrılıkları yaşanır. Özellikle, suçlu sanık hakkında verilecek olan karar, jüri üyeleri arasında farklı stratejilerin ve çıkarların belirlenmesine yol açar.

Bu durumu, Oyun Teorisi’nin kavramlarıyla incelemek mümkün. Her jüri üyesi kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak karar verme sürecinde stratejiler geliştirir. Örneğin bazı jüri üyeleri kendi inançlarına ve değerlerine dayanarak kararlarını savunurlar. Bu çatışmalar ve işbirliği olanakları, karar alma sürecinin dinamiklerini belirler ve sonuçta grup normlarına uyum sağlama veya karar değişikliği gibi sonuçlara yol açabilir. Jüri odasındaki bu dinamikler, bireylerin kendi çıkarlarını koruma ve grup içindeki etkileşimleriyle şekillenir, bu da karar alma sürecinin sonucunu etkiler ve filmin temalarını daha derinlemesine anlamamıza yardımcı olur.

Sonuç

Film her açıdan inanılmaz bir seyir zevki sunuyor ve çok değerli mesajlara sahip. Üstelik bunu çok basit ve sürükleyici bir şekilde yapıyor. Altı çizilen temalar hayatın her alanında karşımıza çıkıyor ve neredeyse her konuya uyarlanabiliyor. İşte bir filmi kaliteli yapan şey tam olarak bu olsa gerek. Bir hikaye bize üzerine düşünecek ve ders çıkaracak çok şey veriyor. Bir film veya diziyi izlediğinizde ekrana bakmaktan daha fazlasını yapmanızı tavsiye ederim.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top