Demokrasi Neden En İyi Yönetim Biçimi Değildir?

Kökeni Yunanca olan demokrasi kelimesi; halk (dêmos) ve egemen (krátēs) kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Demokrasi, bir toplumun siyasi ve sosyal yönetimini belirleme ve bu süreci katılımcılık, eşitlik ve özgürlük ilkeleriyle düzenleme amacını taşıyan bir yönetim biçimidir. Temel olarak, demokrasi halkın egemenliği ilkesine dayanır ve bu da vatandaşların toplumsal, politik, ve ekonomik konularda etkili bir şekilde katılımını içerir. Demokratik sistemlerde, halk genellikle seçimler yoluyla temsilcilerini seçer ve bu temsilciler, toplumun çeşitli meselelerini yönetir ve kararlar alır.

Alınan kararlarda çoğunluk usulü geçerlidir. Demokrasi “Halkın kendi kendini yönetmesi” olarak tanımlandığı için temsilciler yoluyla da olsa halkın çoğunluğunun uygun gördüğü kararlar geçerli olur. Demokratik prensipler gereği her vatandaşın 1 oy hakkı vardır ve herkesin yasalar önünde eşit olması gerekir. Ve iyi işleyen demokrasilerin şu üç ilkeye sahip olması gerektiği savunulur:

  • Hukuki Eşitlik
  • Siyasi Özgürlük
  • Hukukun Üstünlüğü

Demokratik sistemin inşa edileceği ilkeler bir toplumda geçerli değilse, demokrasinin aksadığı veya hiç var olmadığı durumlarla karşılaşılır. Lakin en kötü demokrasi bile hiç demokrasi olmamasından iyidir. Yukarıdaki ilkelerin tam oturmaması sonucunda ise toplumda şu sonuçlar gözlenebilir:

  • Toplumsal Huzursuzluk ve Güvensizlik
  • Düşük Katılım ve İlgisizlik
  • Toplumsal Bölünmelerin Derinleşmesi
  • Yolsuzluk ve Güç İstismarı Artışı
  • Demokratik Değerlere Karşı Tutum Kaybı

“Adnan Bey nerede demokrasi?”

Memlekette Demokrasi Var (2010)

Çoğunluğun Yönetimi

Demokrasiyi eleştirirken en çok kullanılan örneklerden birisi gemi ve kaptan seçimi örneğidir. Diyelim ki bir gemi, bir toplumun temsil ettiği bir ülkeyi simgeliyor. Bu geminin kaptanı, ülkenin liderini temsil ediyor. Demokratik sistemlerde, kaptanı belirlemek için genellikle seçimler yapılır ve halkın çoğunluğu tarafından desteklenen bir lider geminin kontrolünü ele alır.

Ancak demokratik sistemlerde liderlik için aday olabilen herkes seçimlere katılmakta özgürdür. Bu durumda, kaptanlık pozisyonuna gelen kişinin gemi yönetimi konusunda uzmanlık veya deneyim eksikliği olma ihtimali vardır. Diyelim ki 2 kişi kaptanlığa aday oldu. Bir tanesi uzun süredir gemicilik yapıyor, denizleri çok iyi tanıyor ve nereye gidilmesi gerektiğini biliyor vs. Diğer aday ise tecrübesi ve bilgisi olmamasına rağmen kaptan olduğu taktirde çok büyük hazineler bulacağını ve gemideki herkesi zengin edeceğini söylüyor. Sizce hangisi geminin kaptanı olmalı?

Toplumun ciddi bir kısmının kültürel farklılıkları, eğitim seviyesi, yanlış bilgi veya bilgi eksikliği gibi nedenlere sahip olmasından ötürü yanlış kararlar alması çok sık rastlanan bir durumdur. Adolf Hitler şeffaf ve adil seçimler sonucunda iktidara geldi ve İkinci Dünya Savaşının kaybedildiği ana kadar Alman halkın büyük bir kısmı hala Nazi iktidarını destekliyordu. Bu gibi otoriter liderlerin yönetimi demokratik yollarla ele geçirmeleri maalesef eskide kalmış bir şey değil ve günümüzde bile meydana gelebiliyor.

Sonuç

Demokratik sistemlerde yöneticiler meşru şekilde halkın isteğiyle seçilse bile bu öyle kalacakları anlamına gelmez. Seçimle gelen liderler yeniden seçilme amacı güder. Bu nedenle popülist kararlar alarak kısa vadeli popülerliği koruma eğiliminde olabilirler. Bu durumda, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve etkin yönetim ikinci plana atılır. Buna ek olarak çoğunluğun iradesi daha güçlü olduğu için azınlıkların ihtiyaçları ve hakları göz ardı edilebilir.

Bu eleştirilerin çoğu belirli önlemler alarak, toplumu bilinçlendirerek ve hukuki kurumları güçlendirerek giderilebilir. Buna rağmen demokrasinin zararları da yararları kadar çoktur. Bir takım alternatif görüşler uzun süredir var ve bugün bile tartışılıyor. En geçerli görüş ise, Demokrasinin en iyi sistem olmadığı ama şuan için elimizdeki en iyisi olduğu görüşüdür.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top