Enflasyonun Sorumlusu Merkez Bankası Değil

Her Şeyin Başlangıcı

2021 yılının sonbaharında başlanan Merkez Bankası para politikası ile Türkiye’de yeni bir döneme girdik. Faizler düştü, Türk Lirası değer kaybetti, bunların yapılmasındaki amaç ihracatı arttırmak ve ekonomik büyümeyi sağlamaktı. Ne yazık ki faizin düşmesi ve döviz kurlarındaki yükseliş aşırı yüksek enflasyona sebep oldu. Bu fatura sonucunda işsizlik tek haneye indi. Fakat ekonomik büyüme oranı ise bugüne kadar azalarak geldi. Elde edilen sonuçlar bu politikanın pek bir işe yaramadığı yönünde. Bir diğer sorunumuz ise zamanlama hatası. Pandemi sonrası neredeyse tüm dünya yüksek enflasyon ile karşı karşıya kaldı. Tabi ki de yüksek enflasyonu dizginlemek için faizleri yükselttiler ve biz o sırada bunun tam tersini yaptık. Diğer ülkelerin para birimleri hızla değer kazanırken, düşük faize sahip Türk Lirasına olan talep gitgide azaldı ve fazlasıyla değer kaybetti. İzlenen yolun sürdürülebilir olmadığı anlaşıldığında ise vitesi geriye alma vakti gelmişti.

Etki Dönemi

Düşük faize olan ısrarın bedeli büyüktü. Çok daha ağır sonuçlar yaşanmadan önce ise bu yoldan dönmek gerekti. Merkez Bankası faizleri düşürdükçe ekonomik denge daha da bozuldu. Bir noktadan sonra Merkez’in faiz oranları ile piyasadaki faiz oranları arasındaki bağlantı koptu. Aynı kopukluk döviz kurlarında da vardı. Hiç bir piyasada resmi kur fiyatından alış-satış yapmak imkansızdı. Bankalarda döviz alımı ve satımı arasındaki makas rekor seviyeye çıkmıştı. Bir noktadan sonra döviz kurunun yükselmesi engellendi. Merkez Bankası sürekli rezervde tuttuğu dövizleri satıyor ve bankalara döviz kısıtlamaları koyuyordu. Dövizle işlem yapmak her geçen gün daha zor hale geliyordu. Neyse ki bu kısıtlamalar bireysel işlemlere sıçramadan önce sona erdi. Giderek dengesini kaybeden ekonomi sonucunda neredeyse bir ödemeler dengesi kriziyle karşılaşmak üzereydik. Çünkü zaten ekside olan Merkez Bankası döviz rezervleri rekor seviyelere indi.

Dönüş Dönemi

Seçimlerden sonra yeni kabine oluştu ve tüm ekonomi yönetimi değişti. Bu dönemin iki parlak ismi Hazine Bakanı Mehmet Şahin ve MB Başkanı Hafize Erkan oldu. Her ikisi de eski ekonomi politikasından dönüleceğini kamuoyuna garanti etti. Ve hiç beklemeden Politika faizi yükselmeye başladı. 2023 Haziran ayında 8.5 olan bu oran 2024 şubat itibari ile 45 seviyesine çıktı. Merkez Bankası başkanı Erkan görevinden ayrılsa bile yerine gelen Fatih Karahan, ekonomi politikasında bir değişme olmayacağını ve yola aynı şekilde devam edeceğini söyledi. Bu değişimlere rağmen 8 aylık faiz artış döngüsü sonucunda enflasyon hala istenilen şekilde düşmedi. 2023 yılı yazından itibaren ise tekrardan yükselişe geçti. En son ocak ayında yıllık %64,86 olarak gerçekleşti.

Peki başlarda enflasyonu düşüren faiz hamlesi neden şimdi yeterli olmuyor? Bunun sebebi Para gücü olan Merkez Bankası değil, kamu harcaması yapan Maliyedir. Çünkü Merkez Bankasının para arzını arttırmasının yanı sıra devletin bizzat yaptığı kamu harcamaları da enflasyonun artmasına sebep olur. Merkez Bankasının tüm eforuna rağmen Hazine hala önemli miktarda harcama yapmaya devam ediyor ve tahmin edilen bütçe açıkları çok daha fazla çıkmaya devam ediyor.

Sonuç

Günümüz iktisadında genel görüşe göre enflasyonun kontrol altına alınması için daraltıcı para ve maliye politikaları beraber uygulanmalıdır. Devletin harcama ve teşvikler ile insanların cebine daha fazla para koyması, merkez bankasının para arzını arttırması ile aynı etkiyi gösteriyor ve bu nedenle enflasyon istenilen seviyelere düşmüyor. TCMB başkan yardımcısı Cevdet Akçay: “Fonlama maliyeti ile mevduat faizi bağlantısı kopmuş, politika faizi ile enflasyon oranı bağlantısı kopmuş, faiz kur bağlantısı kopmuş. Biz 7 aydır bu kopan bağlantıları tekrar ihdas ediyoruz.” * diyerek Merkez Bankasının zaten elinden geleni yaptığını ve yüksek enflasyonun sadece faiz arttırarak düşmediğini belirtti.

Maliye tarafına baktığımızda ise ocak ayında 150 milyar TL açık veren bütçe dengesiyle karşı karşıyayız.2 Yani kamu harcaması tarafında tam bir sıkılaşma gerçekleşmediği ortada. Bunun en önemli sebebi ise yaklaşan yerel seçimler öncesi tüketicilerin ceplerini rahat tutmak. Genel tahmin gerçek kemer sıkma politikasının seçimler sonrasında uygulanacağı yönünde. Gerçek bir sıkılaşma sonucunda enflasyon ne duruma gelecek, işte bunu ileride yaşayarak göreceğiz…

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top